Halt and Catch Fire ve Compaq Portable ilişkisi

haltand

 

 

Halt and Catch Fire 80’li yıllarda bilgisayar endüstrisinin gelişimini gözler önğne seren bir dizi. Steve Jobs’un hayatı ilginizi çekiyorsa ve teknolojiye meraklıysanız kesinlikle bu dizi ilginizi çekecektir. Sıfırdan bir bilgisayar yapmaya çalışan bir ekip var karşımızda ama bir farkla: portable pc, yani dizüstü bilgisayarların atası.

Diziyi biraz araştırınca Compaq Portabe Bilgisayar şirketinin ilk pc hikayesi olduğunu öğrendim -ya da esinlenme- ve bu bilgisayarın gerçeğini araştırdım. Video aşağıda: Compaq Portable PC

 

Reklamlar

House of Cards dizisi nasıldır?

house-of-cards

House of Cards Kevin Spacey gibi bir ustanın baş rol oynadığı David Fincher gibi bir şahaserin yönetmenliğini yaptığı bir kitaptan uyarlanan bir dizi. Diziye İMDB top listesinden ulaştım. İzlediğim diziler sezon finallerini yapmışlardı ve yeni bir diziye ihtiyacım vardı. Ben de bunu buldum. Kadroyu incelemek istediğimde çok şaşırmıştım. Çünkü -yanılabilirim- ilk kez bir Hollywood starı bir dizide rol alıyordu hem de baş rol.

Kevin’ı zaten bilirim, iyi oyuncudur. American Beauty filmi en iyi filmidir. Hayranlığım oradan gelir, daha sonra Los Angles Sırları adlı filmi. Peki David Fincher‘a ne demeli. Adam Fight Club‘ın yönetmeni ki film benim en sevdiğim film-lerden biri-dir. Ee tabi bu iki faktör bir araya gelince diziyi izlemek farz olmuştu.

“House of Cards” Washington’da hırslı bir politikacının zirveye tırmanışını anlatıyor. Kevin Spacey tarafından canlandırılan Francis Underwood yıllarını Beyaz Saray koridorlarında geçirdikten sonra, artık başkanlık seçimlerine adaylığını koyması gerektiğini düşünüyor. Ne de olsa bunca zaman o koridorlarda gördüğü tüm üst düzey bürokratlar ile ilgili her türlü bilgiye sahip. Kimi hangi dosyayla tehdit edeceğini biliyor. Bu gözü kara politikacının Robin Wright tarafından canlandırılan eşi Claire’in de ondan aşağı kalır yanı yok. Francis Underwood’un başkanlık koltuğuna ilerlemek için adeta iskambil kağıtlarından bir ev gibi itinayla inşa ettiği stratejisini ilgiyle takip edeceksiniz.

Dizide Amerikan siyasetinde nasıl basamakların çıkıldığı, makam hırsları uğruna nasıl da entrikaların çevrildiği ve intikamın nasıl da soğuk yenen bir yemek olduğu anlatılıyor. Dizide dikkat ettiğim bir şey daha var: bütün bilgisayarla apple. macbook pro, macbook air, iMac. Apple fena yatırım yapmış diziye anlaşılan. Zaten apple’ın bu politikasını hep takdir etmişimdir. Filmlere, dizilere ürünlerini yerleştirmeyi çok iyi biliyor.

Kevin Spacey nin performansı tartışılmaz, konu güzel, yönetmen usta. Türkiye’de pek populer değil yalnız film. Sanırım pek fazla insan bilmiyor. Ben bilmiyordum; ilk sezonunu çekmişler, öyle haberim oldu. Benim görevim kendi hayatımı burada paylaşırken size de bilgi verebilmek aynı zamanda. Öneriyorum, izleyin. Bir ara takip ettiğim diziler bölümü yapayım burada, evet evet iyi fikir 🙂

Osman’ın Canı Can da, Dublörününkü Patlıcan Mı? :)

Son zamanlarda severek takip ettiğim dizilerden biri de “Öyle Bir Geçer Zaman Ki”. Son bölümü de heyecanlı bir yerinde bitti, hepimiz küçük sevimli Osman’a üzüldük.  Ali Kaptan’ın yanından kalkan çocuğunu uzun bir süre fark etmemesi, bence fazla inandırıcı olmasa da, Osman’ın denize düşme sahnesi de oldukça etkileyici olmuş. Su altı sahneleri, özel su altı kamerası ve üç dalgıçtan oluşan su altı ekibi tarafından çekilmiş. Ayrıca özel efekt uzmanlarıyla çalışılmış. Çekilen sahnelerden etkilenmemesi için de, Osman rolüne pedagog ve 2 oyuncu koçuyla hazırlanan Emir Berke, düşme sahnesinde kendi oynamamış onun yerine dublörü geçmiş. Bu da akla bir soru getiriyor. Düşme sahnesinde minik oyuncu yerine geçen dublör de minik bir oyuncu değil mi? Onun psikolojisi önemsenmiyor, medyatik olmak da böyle bir şey işte..